Ülkenin zenginliği sahip olunan kıymetli maden stokları ile ölçülür.Ülke içinde altın ve gümüş girişini artırmak için müdahaleci bir dış ticaret politikası ile mamul mal ihracatını teşvik edip ithalatı ise önlemek gerekir.
ÜNİTE – 7
İSPANYA’NIN EKONOMİK DÜŞÜŞÜ :
16. yüzyılda İspanya Avrupa’nın en geniş imparatorluğuydu.Amerika’da da geniş bir sömürge imparatorluğuna sahipti.Ekonomik gerileme halkın hayat standartlarının düşmesi*kıtlık ve salgın olaylarının artması ve 17. yüzyılda da nüfusun azalması şeklinde kendini gösterdi.İspanya’nın ekonomik düşüşünde yanlış ekonomik politika ve uygulamaları da önemli rol oynadı.İspanya kralları Hristiyan Avrupa’yı birleştirme gayretiyle büyük savaşlara giriştiler.Krallık Amerikan altın ve gümüşüyle büyük bir gelir kaynağına kavuştu.Durumu daha da kötüleştiren toplam gelirlerin hükümet harcamalarını güçlükle karşılayabilmesiydi.Bu ise kralları üçüncü bir gelir kaynağı olarak borçlanmaya itiyordu.Borçlanma olağan bir mali uygulama haline gelmişti.Hükümetin ekonomiye verdiği zararların tek örneği kötü mali yönetim değildi.Mali ihtiyaçlardan kaynaklanan diğer müdahaleler de aynı ölçüde yıkıcıydı.Krallıkça tanınan çeşitli imtiyazlar bu kötü uygulamaların örnekleriydi.İspanya’da herhangi bir uzun dönemli ekonomik politikanın mevcut olmadığının en canlı örnekleri tahıl üretimi ile kumaş sanayidir.Bu geniş imparatorlukta gümrük birliği de yoktu.Her bölge diğerine karşı kendi tarife engellerini yükseltmişti.Hatta her biri ayrı para sistemine sahipti.İspanyol krallarının dini politikaları ülkenin ekonomik gücünü zayıflatıcı diğer bir nedendi.1492’de Yahudilerin kovulması ile ülke pek çok tüccarını*bankerini*fizikçisini ve esnafını;1502’de Müslüman Arapların kovulmasıyla da tarımsal işgücünün önemli bir bölümünü yitirdi.İspanya’nın Amerika’daki topraklarına yönelik politikası da dar görüşlüydü.Hükümet burada da tekelci ve sıkı kontrole dayalı bir politika izledi.İhtisaslaşmış işgücünün azlığı ve devletin isabetsiz politikaları yüzünden ekonomide darboğazlar ortaya çıkmaya başlayınca üretimdeki genişleme durdu*fiyatlar yükseldi ve talebin büyük bir kısmı yabancı mal ve hizmetlere kaydı.
İTALYA’NIN EKONOMİK GERİLEYİŞİ :
İtalya nispeten sınırlı bir iç pazara sahip*doğal donanımı yoksul bir ülkeydi.Onun ekonomik zenginliği*ürettiği mamul malların ve hizmetlerin çok yüksek bir oranını ihraç etmesinden kaynaklanıyordu.İtalyan mal ve hizmetlerinin yerini başkalarının almasının temel nedeni İngiliz*Hollandalı*Fransız mal ve hizmetlerinin daha düşük fiyatlarla arz edilmesiydi.Bu fiyat farklılığının ilk önemli sebebi*İtalyan mallarının daha kaliteli olmasıydı.Aynı zamanda İtalya’da üretim maliyetleri de daha yüksekti.Bu durumun birinci nedeni loncaların genidir.İkinci nedeni*İtalyan devletlerinde vergi baskısı yüksekti ve kötü bir şekilde düzenlenmişti.Üçüncü ve daha önemli bir neden ise İtalya’da ücretlerin rakiplere göre daha yüksek olmasıydı.Bu gelişmeler İtalyan ekonomik büyümesinin 16. yüzyıla kadar motorunun teşkil eden dış ticarette büyük değişmelere yol açtı.İtalyan ihracatı hem miktar olarak büyük düşmeler gösterdi*hem de daha çok tarımsal mallar ve yarı mamullerden ibaret olmaya başladı.Ticaretteki bu değişme ekonomide yeni oluşumlara yol açtı.Emek ve sermaye imalat ve hizmet sektörlerinden tarıma kaydı.Böylece İtalya*Avrupa’da az gelişmiş bir bölge olarak yeni ekonomik kariyerine başladı.
KUZEY HOLLANDA’NIN EKONOMİK YÜKSELİŞİ :
Kuzey Hollanda ekonomisinin en önemli sektörleri tarım*hayvan yetiştiriciliği ve gemiciliğe bağlı olarak Baltık bölgesi ile ticaret ve balıkçılıktı.Ancak 1568’de İspanya’ya karşı isyanla ve bunu izleyen savaşla birlikte Güney Hollanda harap oldu.Hollanda’nın güney bölgeleri İspanya egemenliği altına girdi.Savaş yüzünden önemli tekstil merkezleri zarar gördü.1609’da barış yapıldıktan sonra yedi kuzey eyaleti Hollanda Cumhuriyeti olarak siyasi bağımsızlığını elde etti.Kuzey Hollanda’nın ekonomik hayatiyetinde en önemli rolü Güney Hollanda’dan kaçarak Kuzey Hollanda’ya sığınan insanlar oynadı.Onların arasında pek çok usta*sanatkar*denizci*tüccar*maliyeci ve meslek sahibi bulunuyordu.Bunlar beraberlerinde Kuzey Hollanda’ya sanatkarlığı*ticari bilgiyi*teşebbüs ruhunu ve likit sermayelerini götürdüler.Daha sonra okyanus ticaretinin gösterdiği gelişmeler Kuzey Hollanda’nın bir altın çağa girmesine yol açtı.Kuzey Hollanda 17. yüzyılda gemicilik ve ticarette Avrupa’nın en önde gelen ülkesiydi.17. yüzyılda Hollanda’nın tarım ve imalat sektörleri de oldukça gelişmişti.Hollandalıların tarım*ticaret ve sanayi alanındaki başarılarının bir başkası da iki cansız enerji kaynağı olan kamış ve rüzgarın büyük ölçüde kullanılmasıyla enerji darboğazını aşmalarıydı.Hollandalıların ekonomik başarılarının temelini*dünyanın her yerinde her şeyi diğer ülkelerden daha ucuza satabilmeleri oluşturuyordu.Bunu büyük ölçüde üretim maliyetlerini düşürerek başarmışlardı.Ortaçağ esnaf ve tüccarı*üretim birimi başına karını maksimize etmeye uğraşırdı ve bu nedenle yüksek kalitede ısrar ederdi.Hollandalılar ise kitle üretimine yöneldiler.Satış miktarını artırarak karlarını maksimize etmeye gayret ettiler.Onlar birim başına mütevazi karlarla yetindiler.Hollanda modern dönemin başlarında Avrupa’nın ekonomik açıdan en gelişmiş bölgesi haline geldi.Ekonomik büyümeyi başaran ilk ülke olan Hollanda uzun bir süre Avrupa’da fert başına gelir düzeyi en yüksek ülke olma özelliğini de korudu.
İNGİLTERE’NİN EKONOMİK YÜKSELİŞİ :
İngiltere Avrupa’nın en iyi yün yetiştiricisiydi.14. yüzyıldan itibaren daha fazla yünlü kumaş üretmeye başlamıştı.Ortaçağın sonlarında yün ve yünlü kumaş*İngiliz ihracatının büyük bir kısmını oluşturuyor ve bu ihracat içinde yünlü kumaşın ham yüne oranı giderek artıyordu.Ekili alanlar han yün ihtiyacını karşılamak için çayırlara dönüştürüldü.Tekstil sanayi tüm kırsal bölgelere yayıldı.Tüccar sayısı arttı.İhracatın gelişmesi ithalatın da büyümesini sağladı.İngiltere’nin ekonomik büyümesinin en önemli nedeni dış ticaretinde görülen büyük genişlemeydi.17. yüzyılın sonunda İngiltere*Hollanda dışında kişi başına dış ticaret değeri en yüksek ülkeydi.
İNGİLTERE’NİN TİCARET AĞINI GELİŞTİRMESİNİ MÜMKÜN KILAN KAYNAKLARI :
a) İyi gemicilerin ve yetenekli tüccarların çokluğu. b) Fizik ve mali kapitalin nisbi bolluğu c) Gelişmiş bir kredi*ticaret ve sigorta organizasyonunun varlığı. d) Tüccar sınıfının isteklerine karşı duyarlı bir yönetimin mevcudiyeti. e) Krallık deniz gücünün üstünlüğü.
ULUSLAR ARASI TİCARETİN İNGİLİZ EKONOMİSİNE KATKILARI :
a) Dış ticaret*İngiliz sanayinin ürünlerine talep yaratmıştır. b) Uluslar arası ticaret*İngiliz sanayi ürünlerinin sayısını artıran ve ucuzlatan hammaddeleri elde etme imkanını sağlamıştır. c) Uluslar arası ticaret yoksul ve az gelişmiş ülkelere İngiliz mallarını satın alma gücü sağlamıştır. d) Uluslar arası ticaret*sınai genişlemeyi ve tarımsal gelişmeyi finanse etmeyi kolaylaştıran ekonomik bir fazla yarattı. e) Uluslar arası ticaret dış ticaretin olduğu kadar ülke içi ticaretin de gelişmesinde etkili olan kurumsal yapı ve iş ahlakının doğmasına yardımcı oldu.
ÜNİTE – 8
SANAYİ İNKILABINI HAZIRLAYAN FAKTÖRLER :
a) Sermeye teşkili oranındaki artış. b) Dünya ticaretinde modern zamanlarda meydana gelen artıştan en büyük payı İngiltere’ni alması. c) Teknolojik değişmelerin ekonomik verimliliği yükseltmesi. d) Serbest ekonominin gelişmesi ve insanların servete karşı daha rasyonel bir ahlaka sahip olmaları.
SANAYİ İNKILABININ ZAMANI :
İktisat tarihçileri İngiliz sanayi inkılabının ortaya çıktığı zaman konusunda farklı açıklamalarda bulunmuşlardır.Toynbee’ye göre 1750’lerde İngiliz ekonomisinde köklü bir değişim başladı ve bunu 1850’lere doğru tamamlanan hızlı ve genel bir sanayileşme süreci izledi.Clapham ise 1850’de sanayileşmenin yalnızca pamuklu dokuma ve demir sanayileriyle sınırlı olduğunu;makineleşmenin ve fabrika sisteminin diğer alanlara yayılması suretiyle genel bir sanayileşmenin çok daha ileri tarihlerde tamamlandığını ileri sürdü.Nef tarihte devamlılığın esas olduğunu belirterek büyük ölçekli sanayinin ve teknolojik değişmenin başlangıçlarının 16. ve 17. yüzyıla kadar götürülebileceğini ileri sürmüştür.Rostow sanayi inkılabını ani ve hızlı bir değişme olarak görmüş ve onu 1783-1802 gibi çok kısa bir döneme sıkıştıran bir teori geliştirmiştir.
GELİŞMEMİŞ AVRUPA’DAN GELİŞMİŞ AVRUPA’YA GEÇİŞ
Ancak 1000 yıllarından itibaren Avrupa kalkışa geçti.Kalkış Amerikalı iktisat tarihçisi Rostow’un geliştirdiği bir kavramdır.Kalkış kavramı iktisadi gelişme aşamaları teorisine göre 5 aşamadan üçüncüsüdür.12. yüzyılda hala Batı *Doğu’ya çoğunlukla demir*kereste ve katran gibi hammaddeler ve köle ihraç ediyor ve mamul mallar ile bazı hammaddeler ithal ediyordu.Kağıt*sabun ve mamul dokuma ürünlerine yalnız Yakındoğu sahipti.Ancak 13. yüzyılın ikinci yarısında daha önce Arap ülkelerinden ithal ettikleri kağıdı kullanan Bizans Mahkemeleri artık İtalya’dan ithal ettiklerini kullanmaya başlamışlardı.Özelikle kağıt ve dokuma sanayinde Avrupa’nın başarısının ana nedenlerinden biri su gücünden istifade ederek üretimi mekanikleştirmesiydi.
COĞRAFİ KEŞİFLER VE AVRUPA’NIN GENİŞLEMESİ :
Ünlü iktisatçı Kuznets’e göre 1492-1776 yılları arasındaki dönemin ekonomik ve hatta sosyal*politik ve kültürel tarihi coğrafi keşifler ve bununla ilgili olaylarla açıklanabilir.17. yüzyıl ortalarındaki Avrupa ekonomisi ile 15. yüzyıl Avrupa ekonomisi arasında önemli farklar vardı.Denizaşırı genişleme sayesinde Avrupa ile Asya arasında doğrudan yeni bir deniz yolu açılmıştı.Dünya tarihi açısından daha önemli bir sonuç ise Avrupalıların Batı yarımküresini ele geçirmeleriydi.15.16. ve 17. yüzyıllar Atlantik Avrupa’sının geliştirdiği okyanus geçebilen ve silahla donatılmış yelkenli gemiler Avrupa’nın bu başarısının temel aracıydı.Avrupai genişleme ilk yüzyılında yalnızca İspanya ve Portekiz’in tekelinde kaldı.Portekizlilerden farklı olarak İspanyollar daha başlangıçta istila ettikleri bölgelere yerleşmeye başladılar.Yerli halka zorla Avrupai teknikleri*araçları ve kurumları benimsetmeye çalıştılar.Batı yarımküresine daha önce bilinmeyen yeni ürünler getirdiler.Tahıl*şeker kamışı*kahve ve çeşitli meyveler ile sebzeler bunlar arasındaydı.At*sığır*koyun*eşek*keçi ve domuz ve pek çok kümes hayvanını Amerika’ya İspanyollar getirdi.Avrupa medeniyetinin Amerika’ya tanıttığı diğer özellikler ateşli silahlar ve alkol ile çiçek*tifüs ve grip gibi salgın hastalıklardı.Avrupa kültürünün yeni dünyaya taşınması ve yerli kültürlerin yok edilmesi Avrupai genişlemenin önemli sonuçlarından biridir.Genişleme Avrupa kültürünü de etkiledi.Bu açıdan önemli bir gelişme ticaret hacminin ve mal çeşitlerinin büyük bir artış göstermesiydi.Şeker plantasyonlarının gelişmesi siyah köle işgücü için büyük bir talep yarattı ve her yıl önemli sayıda siyah köle yeni dünyaya taşındı.Amerika’nın medeniyete en tartışmalı katkılarından biri olan tütün Avrupa’da süratle yayıldı.Amerika’dan patates*domates*fasulye*mısır ve kabak geldi.Asya’dan öğrenilen pirinç Avrupa ve Amerika’da üretildi.Özellikle mısır ve patates üretiminin yaygınlaşması 18. yüzyıldan itibaren Avrupa hızlı bir nüfus artışı dönemine girdiği zaman açlık tehlikesinin azaltılmasına ve yiyecek probleminin çözümlenmesine büyük katkıda bulundu.Lizbon*Orta*Doğu ve Kuzey Avrupa 16. yüzyıldaki ticari genişlemeden pek yararlanamadılar.Tüm Orta Avrupa ekonomik gücünü yiyip bitiren din ve saltanat savaşlarına gömüldü.Büyük keşiflerin getirdiği ekonomik değişmelerden en kazançlı çıkan bölge Alçak Ülkeler*İngiltere ve Kuzey Fransa oldu.
NÜFUS :
16. yüzyıldaki nüfus artışının çeşitli sebepleri vardı.Veba ve saflın hastalıklar doğal bağışıklığın gelişmesi ve taşıyıcıları etkileyen ekolojik değişmelerin bir sonucu olarak giderek azalmış*iklimde iyileşme olmuş*daha önceki yüzyıllarda nüfusun düşmüş olması sonucu nüfus ve toprak dengesinde görülen olumlu değişmelerin yol açtığı 15. yüzyıldaki daha yüksek reel ücretler evlenme yaşını düşürerek doğum oranını yükseltmişti.16. yüzyılın sonunda kaynaklar üzerindeki nüfus baskısı aşırıydı.17. yüzyılın ilk yarısında yeni bir veba ve salgın dalgası ile savaşlar nüfus büyümesini sona erdirdi.Avrupa’nın pek çok bölgesinde özellikle İspanya*Almanya ve Polonya’da nüfus 17. yüzyılın büyük bir bölümünde veya tamamında düşme gösterdi.17. yüzyılda nüfus artışının kesilmesinin en basit açıklaması nüfusun kendisini yanına yeterli ölçüde besleyeceği düzeyi aşmış olmasıdır.
TARIM :
Tarımsal teknolojinin ilerletilememesi ortalama tarımsal verimlilikte durağanlığa hatta düşmeye yol açmıştı.Doğu Avrupa’da dönem başında serflik sosyal ilişkilerin yaygın şekliydi*dönem içinde yaygınlığını giderek artırdı.Lordlar büyük çiftliklerini doğrudan kendileri işletiyordu.İtalya’da küçük mülk sahibi köylüler ve bağımsız çiftçiler olduğu kadar*yoksul ortakçıların ve ücretli işçilerin işlettiği büyük çiftliklerde bulunuyordu.Üretilen ürünler arasında tahılın yanında pirinçte yer alıyordu.Ayrıca bağcılık ve zeytincilik de önemliydi.İspanya*Hristiyan Avrupalıların eline geçmesinden önce gelişmiş bir bahçe tarımına ve sulama sistemine sahipti.İspanyol tarımının diğer bir özelliği köylü ile koyun sürüsü sahipleri arasındaki düşmanlıktı.Bu yüzden İspanyol tarımının prodüktivitesi Batı Avrupa tarımının en düşüğüydü.Batı Avrupa’da Ortaçağ’dan devralınan açık tarla sistemi varlığını sürdürdü.Avrupa’da en gelişmiş tarıma sahip bölge Alçak Ülkeler özellikle de Hollanda’ydı.16. yüzyılda Hollanda modern tarıma geçen ilk bölge oldu.
SANAYİ :
Sanayinin en önemli kolu dokuma sektörüydü.Bu dönemde dokuma sanayi dağınık bir haldeydi.Ortaçağın sonlarında dokuma sanayinde geçerli olan putting-out sistemi modern dönemlerin başında da devam etti.Karakteristik müteşebbis tüccar sermayedardı.Teknolojik açıdan önemli değişmelerin ortaya çıktığı bir alanda okyanus denizciliğiydi.Fakat en önemli yenilik 16. yüzyılın sonunda ortaya çıkan Fluyt adlı özel ticari taşıma gemileriydi.İstihdam ve üretim itibariyle pek az öneme sahip olan metalurji sanayi savaşlarda ateşli silahların ve topların artan önemi nedeniyle stratejik bir değer kazandı.Denizaşırı keşifler yeni sanayilerin doğuşunu teşvik etti.Şeker ve tütün işleme sanayileri bunlardan en önemlileriydi.Matbaanın icadı kağıt talebini büyük ölçüde artırdı.Ancak bu gelişen sanayilere rağmen Avrupa ekonomisi hala düşük verimli tarıma bağlıydı.
KIYMETLİ MADEN AKIŞI VE EKONOMİK SONUÇLARI :
Avrupa’nın denizaşırı yayılmasının önemli ekonomik sonuçlarından biri de zengin altın ve gümüş yataklarına sahip olan Mek***a ve Peru’nun keşfiydi.Amerika’dan İspanya’ya ithal edilen altın ve gümüş miktarları*Avrupa’ya taşınan kıymetli madenler*mal ve hizmetlere talep yarattı.Arzın elastik olduğu ölçüde talepteki bu yükselme üretimdeki artışla karşılandı.Ancak özelikle tarım sektörünün üretiminde darboğazlar belirince üretim genişlemesi yerini fiyatlarda hızlı bir yükselmeye bıraktı.Bu nedenle 1500-1620 yılları arası iktisat tarihçiler tarafından Fiyat İhtilali Çağı olarak adlandırıldı.Hamilton’un fiyat yükselişleri teorisi Amerikan gümüş ve altınının Avrupa’ya akışı sırasında sıkı bir ilişki olduğunu ileri süren bir teoridir.Fisher’in paranın miktar teorisine dayanan bu görüş önemli* tenkitlere uğradı.Çünkü 1500’lerden itibaren kıymetli maden arzının artışı fiyat yükselişlerinden muhtemelen daha fazlaydı.Bir başka tenkit değişmelerin sırasıyla ilgilidir.Bu görüşe göre ekonomik faaliyetlerin canlanması fiyatların artmasına yol açmış*fiyatların yükselmesi ise madencilik faaliyetlerini hızlandırmıştı.Batı Avrupa’ya kıymetli maden akışının ikinci önemli sonucu faiz hadlerinin düşmesi olmuştur.Bu görüşü ileri süren Cipolla 16. yüzyılda gerçek bir fiyat yükselişini şüpheyle karşılamaktadır.Ona göre 16. yüzyılın mali yapısı açısında en önemli olay fiyatların yükselmesi değil faiz hadlerinin düşmesidir.Kıymetli maden akışının üçüncü önemli ekonomik sonucu ücret artışlarının fiyat artışlarını izleyememesi oldu.Bu görüşe göre fiyatlar yükselirken ücretler ve rantlar kurumsal katılıklar yüzünden geride kaldı*bu artışı izleyemedi.Kıymetli maden akışının bir başka sonucu dış ticaretle ilgiliydi.Daha fazla kıymetli maden arzı*daha fazla uluslar arası ödeme aracı demekti.
TİCARET*TİCARET YOLLARI VE TİCARİ ORGANİZASYON :
15. ve 17. yüzyıllar arasında Avrupa ekonomisinin bütün sektörleri içinde en dinamik olanı şüphesiz ticaretti.Bu yüzden 16. yüzyıl Ticaret İnkılabı Dönemi olarak da adlandırılmıştır.16. ve 17. yüzyıllarda yeni ticaret yollarının açılmasının bir sonucu olarak Avrupa ticaretinin ağırlık merkezi Akdeniz’den Kuzey denizlerine kaydı.16. yüzyılın başında lüks nitelik arz eden baharat ticareti yaygınlaştı.Avrupa’nın ticaretinin büyük bir bölümü yağma niteliğindeydi.Yağma mümkün olmadığı zaman Asyalılara silahlar ve diğer savaş araçları fakat en çok da altın ve gümüş verdiler.İngiltere tarafından 18. yüzyılda Hindistan’ın istilasına kadar ticaret dengesi hep Avrupa’nın aleyhineydi.Ticaretin diğer bir alanı da köle ticaretiydi.Büyük şirketlerin kuruluşu*yük sorumluları ile şirketlerin menfaatlerini limanlarda ve gemilerde temsil eden temsilcilerin ortaya çıkışı;deniz sigorta şirketlerinin gelişmesi hep denizaşırı genişlemenin sonuçlarıydı.16. ve 17. yüzyıllardaki ticari gelişmelerin önemli sonuçlarından biri Avrupa ülkelerinde görülen olağanüstü servet birikimiydi.Ancak daha önemli olan değerli ve zengin bir insan sermayesinin oluşmasıydı ki insanlar iş ahlakı*riske girme tecrübesi ve açık fikirlilik sağlamıştı.Şehirlerdeki yerli ve yabancı tüccarlar çift girişli muhasebe sistemi ve kredi kullanımı gibi iş tekniklerini İtalyanlardan öğrenmişlerdi.Ticaret alanındaki diğer gelişmeler bankacılıkla ilgiliydi.Bankacılık alanında iki önemli değişme oldu.Ortaçağ’da ve modern dönemin başlarında hükümet borçlanmaları kralın yaptığı kişisel borçlanmalar olarak görülüyordu.17. yüzyılın sonlarına doğru borçların hükümete ait resmi bir borç olduğu fikri doğdu.İkinci önemli* gelişme banknot kullanımının artışıydı.
DEVLET VE EKONOMİ :
Modern çağın başlarında Avrupa ülkelerinin ekonomik politikaları iki amaca dönüktü.Ekonomik gücü kullanarak devleti güçlendirmek.Diğeri ise devletin gücünü kullanarak ekonomik gelişmeyi ve ülkenin zenginleşmesini sağlamaktı.1500 ile 1800 yılları arasında Batı Avrupa ülkelerindeki iktisadi fikir ve uygulamalar merkantilizm olarak adlandırılmıştır.16. yüzyılda mali metotlar daha karmaşıklaşmış olmakla birlikte zengin altın ve gümüş stoklarına ilgi devam etti.Külçecilik olarak adlandırılan bu ekonomik politika ülke içinde mümkün olduğu kadar çok altın ve gümüş biriktirmeyi amaçlıyordu.Hükümetler ülke içi arzını bollaştırmak için tahıl ve diğer yiyeceklerin ihracını yasaklarken mamul malların üretimini yalnız ülkenin kendi kendine yeterliliğini güçlendirmek için değil dışarıya satmak amacıyla da teşvik ettiler.Bu ortak yanlarına rağmen merkantilist iktisadi politikalar ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyordu.Bu açıdan ilginç iki örnek Fransa ve İngiltere’dir.Ekonomik milliyetçiliğin en tipik örneği Fransa’da 1661-1683 yılları arasında yaşanan Colbert dönemiydi.Colbertin etkisi o kadar büyüktü ki Colbertizm ile merkantilizm kelimeleri eş anlam kazanmışlardı.Colbert ekonomi üzerinde devlet kontrolünü sistemleştirmeye ve rasyonelleştirmeye*bunun için de vergi sistemini düzeltmeye ve etkinliğini artırmaya çalıştı.Colbert geniş bir sömürge imparatorluğu kurmaya da gayret etti.Dış ticarette tekelci anonim şirketler kurdu.16. ve 17. yüzyıllarda kıta Avrupa’sı ülkelerinde kralların gücü artarken İngiltere’deki gelişmeler 1688’de parlamento kontrolü altında anayasal bir monarşinin doğmasıyla sonuçlandı.Parlamentonun bu gücü kamu maliyesinde daha iyi bir mali yönetim ve daha rasyonel bir vergileme sistemi sağladı.Parlamento dış ekonomik ilişkilerde sıkı bir milliyetçilik politikası izledi.Ülke içinde ise ekonomiyi kontrol etmek istemesine rağmen bunu gerçekleştirecek güçten yoksun olması nedeniyle İngiliz müteşebbisleri dünyada benzeri olmayan bir serbestlikten yararlandılar.
COĞRAFİ KEŞİFLER VE AVRUPA’NIN GENİŞLEMESİ :
Ünlü iktisatçı Kuznets’e göre 1492-1776 yılları arasındaki dönemin ekonomik ve hatta sosyal*politik ve kültürel tarihi coğrafi keşifler ve bununla ilgili olaylarla açıklanabilir.17. yüzyıl ortalarındaki Avrupa ekonomisi ile 15. yüzyıl Avrupa ekonomisi arasında önemli farklar vardı.Denizaşırı genişleme sayesinde Avrupa ile Asya arasında doğrudan yeni bir deniz yolu açılmıştı.Dünya tarihi açısından daha önemli bir sonuç ise Avrupalıların Batı yarımküresini ele geçirmeleriydi.15.16. ve 17. yüzyıllar Atlantik Avrupa’sının geliştirdiği okyanus geçebilen ve silahla donatılmış yelkenli gemiler Avrupa’nın bu başarısının temel aracıydı.Avrupai genişleme ilk yüzyılında yalnızca İspanya ve Portekiz’in tekelinde kaldı.Portekizlilerden farklı olarak İspanyollar daha başlangıçta istila ettikleri bölgelere yerleşmeye başladılar.Yerli halka zorla Avrupai teknikleri*araçları ve kurumları benimsetmeye çalıştılar.Batı yarımküresine daha önce bilinmeyen yeni ürünler getirdiler.Tahıl*şeker kamışı*kahve ve çeşitli meyveler ile sebzeler bunlar arasındaydı.At*sığır*koyun*eşek*keçi ve domuz ve pek çok kümes hayvanını Amerika’ya İspanyollar getirdi.Avrupa medeniyetinin Amerika’ya tanıttığı diğer özellikler ateşli silahlar ve alkol ile çiçek*tifüs ve grip gibi salgın hastalıklardı.Avrupa kültürünün yeni dünyaya taşınması ve yerli kültürlerin yok edilmesi Avrupai genişlemenin önemli sonuçlarından biridir.Genişleme Avrupa kültürünü de etkiledi.Bu açıdan önemli bir gelişme ticaret hacminin ve mal çeşitlerinin büyük bir artış göstermesiydi.Şeker plantasyonlarının gelişmesi siyah köle işgücü için büyük bir talep yarattı ve her yıl önemli sayıda siyah köle yeni dünyaya taşındı.Amerika’nın medeniyete en tartışmalı katkılarından biri olan tütün Avrupa’da süratle yayıldı.Amerika’dan patates*domates*fasulye*mısır ve kabak geldi.Asya’dan öğrenilen pirinç Avrupa ve Amerika’da üretildi.Özellikle mısır ve patates üretiminin yaygınlaşması 18. yüzyıldan itibaren Avrupa hızlı bir nüfus artışı dönemine girdiği zaman açlık tehlikesinin azaltılmasına ve yiyecek probleminin çözümlenmesine büyük katkıda bulundu.Lizbon*Orta*Doğu ve Kuzey Avrupa 16. yüzyıldaki ticari genişlemeden pek yararlanamadılar.Tüm Orta Avrupa ekonomik gücünü yiyip bitiren din ve saltanat savaşlarına gömüldü.Büyük keşiflerin getirdiği ekonomik değişmelerden en kazançlı çıkan bölge Alçak Ülkeler*İngiltere ve Kuzey Fransa oldu.
NÜFUS :
16. yüzyıldaki nüfus artışının çeşitli sebepleri vardı.Veba ve saflın hastalıklar doğal bağışıklığın gelişmesi ve taşıyıcıları etkileyen ekolojik değişmelerin bir sonucu olarak giderek azalmış*iklimde iyileşme olmuş*daha önceki yüzyıllarda nüfusun düşmüş olması sonucu nüfus ve toprak dengesinde görülen olumlu değişmelerin yol açtığı 15. yüzyıldaki daha yüksek reel ücretler evlenme yaşını düşürerek doğum oranını yükseltmişti.16. yüzyılın sonunda kaynaklar üzerindeki nüfus baskısı aşırıydı.17. yüzyılın ilk yarısında yeni bir veba ve salgın dalgası ile savaşlar nüfus büyümesini sona erdirdi.Avrupa’nın pek çok bölgesinde özellikle İspanya*Almanya ve Polonya’da nüfus 17. yüzyılın büyük bir bölümünde veya tamamında düşme gösterdi.17. yüzyılda nüfus artışının kesilmesinin en basit açıklaması nüfusun kendisini yanına yeterli ölçüde besleyeceği düzeyi aşmış olmasıdır.
TARIM :
Tarımsal teknolojinin ilerletilememesi ortalama tarımsal verimlilikte durağanlığa hatta düşmeye yol açmıştı.Doğu Avrupa’da dönem başında serflik sosyal ilişkilerin yaygın şekliydi*dönem içinde yaygınlığını giderek artırdı.Lordlar büyük çiftliklerini doğrudan kendileri işletiyordu.İtalya’da küçük mülk sahibi köylüler ve bağımsız çiftçiler olduğu kadar*yoksul ortakçıların ve ücretli işçilerin işlettiği büyük çiftliklerde bulunuyordu.Üretilen ürünler arasında tahılın yanında pirinçte yer alıyordu.Ayrıca bağcılık ve zeytincilik de önemliydi.İspanya*Hristiyan Avrupalıların eline geçmesinden önce gelişmiş bir bahçe tarımına ve sulama sistemine sahipti.İspanyol tarımının diğer bir özelliği köylü ile koyun sürüsü sahipleri arasındaki düşmanlıktı.Bu yüzden İspanyol tarımının prodüktivitesi Batı Avrupa tarımının en düşüğüydü.Batı Avrupa’da Ortaçağ’dan devralınan açık tarla sistemi varlığını sürdürdü.Avrupa’da en gelişmiş tarıma sahip bölge Alçak Ülkeler özellikle de Hollanda’ydı.16. yüzyılda Hollanda modern tarıma geçen ilk bölge oldu.
SANAYİ :
Sanayinin en önemli kolu dokuma sektörüydü.Bu dönemde dokuma sanayi dağınık bir haldeydi.Ortaçağın sonlarında dokuma sanayinde geçerli olan putting-out sistemi modern dönemlerin başında da devam etti.Karakteristik müteşebbis tüccar sermayedardı.Teknolojik açıdan önemli değişmelerin ortaya çıktığı bir alanda okyanus denizciliğiydi.Fakat en önemli yenilik 16. yüzyılın sonunda ortaya çıkan Fluyt adlı özel ticari taşıma gemileriydi.İstihdam ve üretim itibariyle pek az öneme sahip olan metalurji sanayi savaşlarda ateşli silahların ve topların artan önemi nedeniyle stratejik bir değer kazandı.Denizaşırı keşifler yeni sanayilerin doğuşunu teşvik etti.Şeker ve tütün işleme sanayileri bunlardan en önemlileriydi.Matbaanın icadı kağıt talebini büyük ölçüde artırdı.Ancak bu gelişen sanayilere rağmen Avrupa ekonomisi hala düşük verimli tarıma bağlıydı.
KIYMETLİ MADEN AKIŞI VE EKONOMİK SONUÇLARI :
Avrupa’nın denizaşırı yayılmasının önemli ekonomik sonuçlarından biri de zengin altın ve gümüş yataklarına sahip olan Mek***a ve Peru’nun keşfiydi.Amerika’dan İspanya’ya ithal edilen altın ve gümüş miktarları*Avrupa’ya taşınan kıymetli madenler*mal ve hizmetlere talep yarattı.Arzın elastik olduğu ölçüde talepteki bu yükselme üretimdeki artışla karşılandı.Ancak özelikle tarım sektörünün üretiminde darboğazlar belirince üretim genişlemesi yerini fiyatlarda hızlı bir yükselmeye bıraktı.Bu nedenle 1500-1620 yılları arası iktisat tarihçiler tarafından Fiyat İhtilali Çağı olarak adlandırıldı.Hamilton’un fiyat yükselişleri teorisi Amerikan gümüş ve altınının Avrupa’ya akışı sırasında sıkı bir ilişki olduğunu ileri süren bir teoridir.Fisher’in paranın miktar teorisine dayanan bu görüş önemli* tenkitlere uğradı.Çünkü 1500’lerden itibaren kıymetli maden arzının artışı fiyat yükselişlerinden muhtemelen daha fazlaydı.Bir başka tenkit değişmelerin sırasıyla ilgilidir.Bu görüşe göre ekonomik faaliyetlerin canlanması fiyatların artmasına yol açmış*fiyatların yükselmesi ise madencilik faaliyetlerini hızlandırmıştı.Batı Avrupa’ya kıymetli maden akışının ikinci önemli sonucu faiz hadlerinin düşmesi olmuştur.Bu görüşü ileri süren Cipolla 16. yüzyılda gerçek bir fiyat yükselişini şüpheyle karşılamaktadır.Ona göre 16. yüzyılın mali yapısı açısında en önemli olay fiyatların yükselmesi değil faiz hadlerinin düşmesidir.Kıymetli maden akışının üçüncü önemli ekonomik sonucu ücret artışlarının fiyat artışlarını izleyememesi oldu.Bu görüşe göre fiyatlar yükselirken ücretler ve rantlar kurumsal katılıklar yüzünden geride kaldı*bu artışı izleyemedi.Kıymetli maden akışının bir başka sonucu dış ticaretle ilgiliydi.Daha fazla kıymetli maden arzı*daha fazla uluslar arası ödeme aracı demekti.
TİCARET*TİCARET YOLLARI VE TİCARİ ORGANİZASYON :
15. ve 17. yüzyıllar arasında Avrupa ekonomisinin bütün sektörleri içinde en dinamik olanı şüphesiz ticaretti.Bu yüzden 16. yüzyıl Ticaret İnkılabı Dönemi olarak da adlandırılmıştır.16. ve 17. yüzyıllarda yeni ticaret yollarının açılmasının bir sonucu olarak Avrupa ticaretinin ağırlık merkezi Akdeniz’den Kuzey denizlerine kaydı.16. yüzyılın başında lüks nitelik arz eden baharat ticareti yaygınlaştı.Avrupa’nın ticaretinin büyük bir bölümü yağma niteliğindeydi.Yağma mümkün olmadığı zaman Asyalılara silahlar ve diğer savaş araçları fakat en çok da altın ve gümüş verdiler.İngiltere tarafından 18. yüzyılda Hindistan’ın istilasına kadar ticaret dengesi hep Avrupa’nın aleyhineydi.Ticaretin diğer bir alanı da köle ticaretiydi.Büyük şirketlerin kuruluşu*yük sorumluları ile şirketlerin menfaatlerini limanlarda ve gemilerde temsil eden temsilcilerin ortaya çıkışı;deniz sigorta şirketlerinin gelişmesi hep denizaşırı genişlemenin sonuçlarıydı.16. ve 17. yüzyıllardaki ticari gelişmelerin önemli sonuçlarından biri Avrupa ülkelerinde görülen olağanüstü servet birikimiydi.Ancak daha önemli olan değerli ve zengin bir insan sermayesinin oluşmasıydı ki insanlar iş ahlakı*riske girme tecrübesi ve açık fikirlilik sağlamıştı.Şehirlerdeki yerli ve yabancı tüccarlar çift girişli muhasebe sistemi ve kredi kullanımı gibi iş tekniklerini İtalyanlardan öğrenmişlerdi.Ticaret alanındaki diğer gelişmeler bankacılıkla ilgiliydi.Bankacılık alanında iki önemli değişme oldu.Ortaçağ’da ve modern dönemin başlarında hükümet borçlanmaları kralın yaptığı kişisel borçlanmalar olarak görülüyordu.17. yüzyılın sonlarına doğru borçların hükümete ait resmi bir borç olduğu fikri doğdu.İkinci önemli* gelişme banknot kullanımının artışıydı.
DEVLET VE EKONOMİ :
Modern çağın başlarında Avrupa ülkelerinin ekonomik politikaları iki amaca dönüktü.Ekonomik gücü kullanarak devleti güçlendirmek.Diğeri ise devletin gücünü kullanarak ekonomik gelişmeyi ve ülkenin zenginleşmesini sağlamaktı.1500 ile 1800 yılları arasında Batı Avrupa ülkelerindeki iktisadi fikir ve uygulamalar merkantilizm olarak adlandırılmıştır.16. yüzyılda mali metotlar daha karmaşıklaşmış olmakla birlikte zengin altın ve gümüş stoklarına ilgi devam etti.Külçecilik olarak adlandırılan bu ekonomik politika ülke içinde mümkün olduğu kadar çok altın ve gümüş biriktirmeyi amaçlıyordu.Hükümetler ülke içi arzını bollaştırmak için tahıl ve diğer yiyeceklerin ihracını yasaklarken mamul malların üretimini yalnız ülkenin kendi kendine yeterliliğini güçlendirmek için değil dışarıya satmak amacıyla da teşvik ettiler.Bu ortak yanlarına rağmen merkantilist iktisadi politikalar ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyordu.Bu açıdan ilginç iki örnek Fransa ve İngiltere’dir.Ekonomik milliyetçiliğin en tipik örneği Fransa’da 1661-1683 yılları arasında yaşanan Colbert dönemiydi.Colbertin etkisi o kadar büyüktü ki Colbertizm ile merkantilizm kelimeleri eş anlam kazanmışlardı.Colbert ekonomi üzerinde devlet kontrolünü sistemleştirmeye ve rasyonelleştirmeye*bunun için de vergi sistemini düzeltmeye ve etkinliğini artırmaya çalıştı.Colbert geniş bir sömürge imparatorluğu kurmaya da gayret etti.Dış ticarette tekelci anonim şirketler kurdu.16. ve 17. yüzyıllarda kıta Avrupa’sı ülkelerinde kralların gücü artarken İngiltere’deki gelişmeler 1688’de parlamento kontrolü altında anayasal bir monarşinin doğmasıyla sonuçlandı.Parlamentonun bu gücü kamu maliyesinde daha iyi bir mali yönetim ve daha rasyonel bir vergileme sistemi sağladı.Parlamento dış ekonomik ilişkilerde sıkı bir milliyetçilik politikası izledi.Ülke içinde ise ekonomiyi kontrol etmek istemesine rağmen bunu gerçekleştirecek güçten yoksun olması nedeniyle İngiliz müteşebbisleri dünyada benzeri olmayan bir serbestlikten yararlandılar.
GEÇ ORTAÇAĞ’DA AVRUPA’DA EKONOMİK KRİZ
14. yüzyıl boyunca nüfusun azalması*talebin ve üretimin de düşmesi sonucunu doğurmuştu.Rönesans dönemi azalan üretim*düşen hayat standartları ile ekonomik düşüş dönemi olarak görülmektedir.Büyüme dönemi 14. yüzyılın başlarında sona ermiştir.İktisat tarihçileri Ortaçağ’ın sonlarındaki bu ekonomik düşüşün nedenleri konusunda farklı açıklamalarda bulunmuşlardır.Birinci görüşe göre bu düşüş ekonomik hareketlerin devri niteliğinin bir sonucuydu.İkinci görüş bu krizi mali nedenlere bağlamaktadır.Avrupa devletleri bu dönemde Yüzyıl Savaşları savaş ekonomisi içine girmişti.Bu durum vergi gelirlerine olan ihtiyacı artırdı.Üretici likidite sıkıntısı içine düştü.Üçüncü bir açıklama bu ekonomik krizi iklim değişmelerine bağlamaktadır.
TARIM :
13. yüzyıl boyunca Avrupa ekonomisinde bazı darboğazlar kendini göstermeye başlamıştı.Demografik baskı sonucu daha düşük verimli topraklar üretime açılmaktaydı.Toprak nüfusa göre kıt bir faktör haline geldiğinden değeri yükselmiş*buna karşılık ücretler düşmüştü.14. yüzyılın ortasındaki büyük nüfus kırımı üretimin iki temel faktörünün nisbi kıtlık durumlarını çarpıcı biçimde değiştirdi.İşgücünün %25 oranında azalması onu nisbi olarak yetersiz hale getirdi.Köylü isyanları ortaya çıktı.Toplam talep nüfustaki azalmaya paralel bir şekilde düştü.Bir başka değişme ortalama köylü işletmesinin büyümesiydi.Nüfusun düşmesi rezervler üzerinde olumsuz etkide bulundu.Lordlar için en önemli alternatif toprak kullanım şekli ekili alanların çayırlara dönüştürülmesiydi.Tarımsal malların fiyatlarının düşmesi köylü ve şehirli kesimlerin refahını farklı şekilde etkiledi.Geçimlik üretim yapan köylü daha büyük ve verimli topraklara sahip olduğu için bu kriz döneminden kazançlı çıktı.Şehirlilerin sattığı sınai ve ticari malların fiyat esnekliği tarımsal mallar göre genellikle daha düşüktür.Nakdi gelirleri azalana köylü kesiminin alım gücü de düşmüş oldu.Şehirli tüccar ve esnaf*müşterisini büyük ölçüde yitirdi.14. yüzyıldaki salgının etkisi Doğu Avrupa’da Batı ve Güney Avrupa’ya göre daha sınırlı oldu.Küçük şehirlerin tüm Doğu Avrupa’ya yayılması bölgede tarımsal ve sınai üretim için talebin genişlemesi demekti.Üretim ve ticaretteki bu genişlemenin önemli bir sonucu ticari tahıl üretiminin artışı oldu.İşletmeler köylülerden geri alındı ve yarı hür köylülerin statüleri tekrar serf durumuna düşürüldü.16. yüzyıla girmeden serfleştirme süreci tamamlanmıştı.Doğu Avrupa’da hububat fiyatlarının düşmesi batı’daki gelişmelerin aksine yeniden büyük çiftliklerin kurulması ve köylü üzerindeki lord kontrolünün artması sonucunu doğurdu.
TİCARET VE SANAYİ :
Tüccarlar daralan iş hacmi karşısında işlemlerini rasyonelleştirmek için çift girişli muhasebe sistemini benimsediler.Sanayide ise mamul malların hem üretimleri hem de talepleri Büyük Salgın’dan sonra önemli ölçüde düştü.Mesleğe giriş şartları zorlaştırıldı.madeni üretimle ilgili sanayilerde ise Ortaçağın son döneminde genişleme görülmekteydi.
SANAYİLERİN KIRSAL BÖLGELERE GÖÇÜ :
Büyük çapta dokuma sanayi*daha sınırlı ölçüde de demir ve madeni eşya sanayileri kırsal bölgelere yayıldı.Ortaçağ’ın sonlarında sanayinin bu göçü çok çeşitli nedenlerden kaynaklanıyordu.Bunlar arsında en önemlisi su gücüyle çalışan basit makinelerin sanayide artan ölçüde kullanılmaya başlanmasıydı.Diğer önemli bir neden talep yapısındaki değişmelere uyma konusunda şehir sanayilerinin yeterli esnekliği gösterememesiydi.Sanayide bu coğrafi değişimin diğer bir nedeni işgücünün kırsal bölgelere göre daha ucuz olmasıydı.Modern kapitalizmin ilk tezahürü olarak değerlendirilebilecek ve putting-out sistemi olarak adlandırılan bu düzenlemede esnaf tüccar için çalışıyordu.Tüccar hammaddeyi temin ediyor ve iş için parça esası üzerine ücret ödüyordu.Esnaf*tüccara karşı hiçbir güvenceye sahip değildi.
TARIM :
13. yüzyıl boyunca Avrupa ekonomisinde bazı darboğazlar kendini göstermeye başlamıştı.Demografik baskı sonucu daha düşük verimli topraklar üretime açılmaktaydı.Toprak nüfusa göre kıt bir faktör haline geldiğinden değeri yükselmiş*buna karşılık ücretler düşmüştü.14. yüzyılın ortasındaki büyük nüfus kırımı üretimin iki temel faktörünün nisbi kıtlık durumlarını çarpıcı biçimde değiştirdi.İşgücünün %25 oranında azalması onu nisbi olarak yetersiz hale getirdi.Köylü isyanları ortaya çıktı.Toplam talep nüfustaki azalmaya paralel bir şekilde düştü.Bir başka değişme ortalama köylü işletmesinin büyümesiydi.Nüfusun düşmesi rezervler üzerinde olumsuz etkide bulundu.Lordlar için en önemli alternatif toprak kullanım şekli ekili alanların çayırlara dönüştürülmesiydi.Tarımsal malların fiyatlarının düşmesi köylü ve şehirli kesimlerin refahını farklı şekilde etkiledi.Geçimlik üretim yapan köylü daha büyük ve verimli topraklara sahip olduğu için bu kriz döneminden kazançlı çıktı.Şehirlilerin sattığı sınai ve ticari malların fiyat esnekliği tarımsal mallar göre genellikle daha düşüktür.Nakdi gelirleri azalana köylü kesiminin alım gücü de düşmüş oldu.Şehirli tüccar ve esnaf*müşterisini büyük ölçüde yitirdi.14. yüzyıldaki salgının etkisi Doğu Avrupa’da Batı ve Güney Avrupa’ya göre daha sınırlı oldu.Küçük şehirlerin tüm Doğu Avrupa’ya yayılması bölgede tarımsal ve sınai üretim için talebin genişlemesi demekti.Üretim ve ticaretteki bu genişlemenin önemli bir sonucu ticari tahıl üretiminin artışı oldu.İşletmeler köylülerden geri alındı ve yarı hür köylülerin statüleri tekrar serf durumuna düşürüldü.16. yüzyıla girmeden serfleştirme süreci tamamlanmıştı.Doğu Avrupa’da hububat fiyatlarının düşmesi batı’daki gelişmelerin aksine yeniden büyük çiftliklerin kurulması ve köylü üzerindeki lord kontrolünün artması sonucunu doğurdu.
TİCARET VE SANAYİ :
Tüccarlar daralan iş hacmi karşısında işlemlerini rasyonelleştirmek için çift girişli muhasebe sistemini benimsediler.Sanayide ise mamul malların hem üretimleri hem de talepleri Büyük Salgın’dan sonra önemli ölçüde düştü.Mesleğe giriş şartları zorlaştırıldı.madeni üretimle ilgili sanayilerde ise Ortaçağın son döneminde genişleme görülmekteydi.
SANAYİLERİN KIRSAL BÖLGELERE GÖÇÜ :
Büyük çapta dokuma sanayi*daha sınırlı ölçüde de demir ve madeni eşya sanayileri kırsal bölgelere yayıldı.Ortaçağ’ın sonlarında sanayinin bu göçü çok çeşitli nedenlerden kaynaklanıyordu.Bunlar arsında en önemlisi su gücüyle çalışan basit makinelerin sanayide artan ölçüde kullanılmaya başlanmasıydı.Diğer önemli bir neden talep yapısındaki değişmelere uyma konusunda şehir sanayilerinin yeterli esnekliği gösterememesiydi.Sanayide bu coğrafi değişimin diğer bir nedeni işgücünün kırsal bölgelere göre daha ucuz olmasıydı.Modern kapitalizmin ilk tezahürü olarak değerlendirilebilecek ve putting-out sistemi olarak adlandırılan bu düzenlemede esnaf tüccar için çalışıyordu.Tüccar hammaddeyi temin ediyor ve iş için parça esası üzerine ücret ödüyordu.Esnaf*tüccara karşı hiçbir güvenceye sahip değildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)