Yalnızca savaşçılık ve din adamlığı saygı gören mesleklerdi.Bu dönemde Avrupa dışa karşı saldırgan bir politika izleme imkanı buldu.Haçlı akınları şeklinde Müslümanlara karşı girişilen saldırılar*Avrupa içindeki göç ve kolonizasyon hareketleri ile Avrupa dışında ticari üsler kurma çabaları bu saldırgan politikanın en belirgin göstergeleriydi.
EKONOMİK BÜYÜME :
11. yüzyıldan itibaren Avrupa’da ticaret genişlemiş*yeni şehirler doğmuş ve büyümüş*ekonomik ihtisaslaşma ortaya çıkmıştır.Henry Pirenne’ye göre Avrupa’nın gösterdiği genişleme bir dış faktörün etkisiyle ortaya çıkmıştır.Bu dış faktör bir yandan Haçlı seferleri sonucunda Akdeniz’in ticarete yeniden açılması*öte yandan da 11. yüzyıldan itibaren Avrupa’nın gerek Akdeniz yoluyla ve gerekse Rusya toprakları aracılığıyla Bizans ve İslam dünyasıyla ticari ilişkilerini geliştirmesidir.Ortaçağ’daki ekonomik gelişmenin merkezleri Kuzey İtalya*Güney Alçak Ülkeler (Hollanda*Lüksemburg ve Belçika) ve Hansa şehirleriydi.İtalya Avrupa’nın en gelişmiş bölgesiydi.Güney Alçak Ülkeleri ise Karolenj döneminde ekonomik canlanmasını gerçekleştirmişti.
NÜFUS :
Savaşlar*açlıklar*kıtlıklar ve salgın hastalıklar yüzünden nüfus artışı yavaşladı.Ortaçağ döneminde Avrupa nüfusu daima genç bir nüfustu.10. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar süren artışlara rağmen Avrupa nüfusu nispeten azdı.Çeşitli kültürel faktörler sanayi öncesi Avrupa’da doğurganlığı sınırlamaktaydı.Evlilik yaşı oldukça ileriydi.
ŞEHİRLERİN DOĞUŞU VE BÜYÜMESİ :
11. yüzyıldan itibaren gezginci tüccarın ve esnafın bu merkezlere yerleşmesiyle şehirler birer değişim ve imalat yeri haline geldi.Şehirler birer değişim ve imalat yeri haline geldikten sonra süratle büyüdü.Bu büyümenin temelinde yoğun halinde göç hareketi yatıyordu.Şehir nüfusu kırsal bölgelerden nüfus göçüyle büyüdü.şehirlerin doğuşunun siyasi bir sonucu feodal olmayan bir yönetim şeklinin ortaya çıkmasıydı.Malikane mahkemesinin kuralları şehirli tüccarın ihtiyaçlarına pek uygun düşmüyordu.Bu yüzden tartışmalı sözleşmelerin bir karara bağlanabilmesi için yeni ticaret hukuku kuralları geliştirildi.Canlı bir tüccar ve esnaf topluluğunun kendilerine ek bir gelir getireceği ümidiyle pek çok müteşebbis feodal yönetici yeni şehirler kurma yoluna gitti.bu yeni şehirlere sakinlerinin sahip olacağı hürriyetleri belirten imtiyaznameler bağlandı.Fransa ve İngiltere’de krallar da kasaba ve şehirlerin bu imtiyazlarının garantörü oldular.Böylece krallarla şehir halkı arasında bir ittifak doğu.Bu ittifak Fransa ve İngiltere’de milli monarşilerin kurulmasının temelini oluşturdu.Feodal dünyada tipik olarak dikey bir düzenleme geçerliydi.İnsanlar arasındaki ilişkileri fief ve hizmet*bağış ve bağlılık yemini*lord vassal ve serf gibi kavramlar düzenlemekteydi.
TEKNOLOJİK YENİLİKLER :
6. ve 11. yüzyıllar arasında ortaya çıkan teknolojik yenilikler daha çok tarımla alakalıydı.Bu yeniliklerin en önemlileri ağır saban*üçlü tarla rotasyonu ve yeni bir at koşum siteminin geliştirilmesi ile çivili at nalıydı.Ağır sabanın en büyük avantajı yumuşak topraklara göre daha verimli olan Kuzey Avrupa’nın yoğun ve sert topraklarını tarıma elverişli hale getirmesiydi.ikinci önemli avantajı insan emeğinden tasarruf sağlamasıydı.üçüncü avantajı ise toprakların uzun çizgiler halinde sürülmesine imkan sağlamasıydı.Üçlü tarla rotasyonu da önemli avantajlara sahipti.Farklı mevsimlerde değişik ürünlerin ekilmesi hasat kötülüğüne ve onu izleyen kıtlığa karşı bir sigorta mekanizması görevi yapıyordu.Bu sistemin ikinci ve daha önemli avantajı sürüm işlemlerinin yıl içinde daha düzenli olarak dağılmasına ve böylece yeni toprak açma faaliyetlerinin hızlanmasına imkan vermesiydi.Yulaf üretiminin artması atı*tarımda*taşımada ve sanayide yararlanılan önemli bir güç haline getirdi.Avrupa’da at besleme yaygınlaştı.Ortaçağ’da meydana gelen bir diğer önemli teknolojik değişme de su ve rüzgar değirmenlerinin yaygınlaşmasıydı.10. yüzyılın ortalarında Flandra’da dikey tezgah bulundu.13. yüzyılın ikinci yarısının önemli yenilikleri çıkrık ve gözlüktü.14. yüzyılın başlarında ilk saatler ve ateşli toplar ortaya çıktı.Aynı dönemde kanallar için kapama sistemleri geliştirildi.15. yüzyılda ise gemi yapım teknolojisinde önemli değişmeler oldu.Tam yelkenli gemilere inşa edildi.15. yüzyılda ortaya çıkan diğer önemli bir değişme matbaanın icadıydı.
TEŞEBBÜS VE KREDİ ALANINDAKİ GELİŞMELER :
Panayırların düzenlenmesi*ticari temsilcilerin yaygınlaşması*yeni muhasebe tekniklerinin doğuşu*çek*ciro ve sigorta bu gelişmelerden yalnızca birkaçıdır.İtalya*bu yeniliklerin bir çoğunun doğuş yeridir.Tasarrufların toplanarak prodüktif alanlara yöneltilmesi amacıyla daha karmaşık başka müesseseler de geliştirildi.Bunun tipik bir örneği 10. yüzyılda doğan ve daha sonra yaygınlaşan Commenda’ydı.Commenda’nın ekonomik önemi toplumun likit fona sahip bütün üyelerinin dolaylı yolla da olsa üretim sürecine katılabilmesiydi.15. yüzyıla doğru Commenda yerini saha gelişmiş bir ortaklık şekli olan Kumpanya’ya bıraktı.İlk başta kumpanyalar kan bağına sahip kişiler arasında kurulan bir ortaklıktı.Kumpanyaların ilave sermaye ihtiyacı mevduat yoluyla karşılandı.Bu durum ticaretle bankacılık faaliyetlerinin birbirlerine yaklaşması demekti.Poliçenin gelişmesi bu ilişkiyi daha da güçlendirdi.Poliçe paranın bir bölgeden diğerine transferinin bir atacıydı.Poliçenin ekonomiye katkısı sermayeyi oldukça likit ve uluslar arası ölçüde mobil hale getirmesiydi.Bütün bu gelişmeler genel bir ekonomik gelişmeyi mümkün kıldı.Tüm gelir kategorileri*karlar*ücretler ve kiralar arttı.Yalnızca faizler yükselmedi.
PARA ALANINDAKİ GELİŞMELER :
Pound bir ağırlık*shilling eski bir paranın adı*penny ise dolaşımdaki tek paraydı.Ortaçağ’da uluslararası seviyede haklı bir şöhret yapan paralar Floransa’nın altın florini ve Venedik’in altın dukasıydı.Para kıtlığından ve düşen fiyatlardan kurtulmanın yolları kredinin geliştirilmesi*madeni para dışında ödeme araçlarının yaygınlaştırılması*paranın altın ve gümüş ayarının bozulmasıydı.Ortaçağ boyunca en hızlı ekonomik gelişmeyi yaşayan ülkeler aynı zamanda en büyük para ayarı bozulmasına şahit olan ülkelerdi.
TARIMSAL GENİŞLEME :
Tarımsal genişleme iki şekilde kendini gösterdi.İlk olarak yeni topraklar tarıma açıldı.İkinci olarak yaygın bir kolonizasyon faaliyetine girişildi.Tarımla ilgili Alman tekniklerinin etkisi Slav bölgelerinde de görüldü.
MALİKANE BÜNYESİNDE DEĞİŞMELER :
Malikane halkı sınai üretimlerine son vererek bu ihtiyaçlarını kendi tarımsal ürünleri karşılığında şehirlerden temin etmeye başladılar.Asil sınıfın tüketmek istediği malları pazardan temin etmesi mümkündü.Ticaretin yeniden canlanması asil sınıfın tüketim malları talebini yükseltmişti.Bu iki gelişme de asil sınıfın nakdi gelir ihtiyacını artırmıştı.Lord için topraklarından nakdi kira almak*vergileri ürün yerine para olarak toplamak ve elde ettiği bu nakdi gelirle ihtiyaçlarını pazardan sağlamak daha etkin bir çözüm haline gelmişti.Lordlar angaryaları yıllık sabit para ödemelerine çevirdiler.Aynı zamanda rezerv topraklarını parçalara bölerek sabit bir ödeme karşılığında kiraya verdiler.Anlaşmalar geleneksel olmaktan çıkarak sözleşmelere dayalı hale geldi.Daha önce krala karşı hizmetlerini şahsen yerine getiren lordlar bu hizmetlerinin karşılığı para olarak ödemeye başladılar.
TİCARETİN BÜYÜMESİ VE ÇEŞİTLENMESİ :
Avrupa’da ticaret daima varolmuştu.9. ve 10.yüzyılın istila ortamında daralmış*lüks ve dini karakterli mallarla sınırlı hale gelmiş*ancak yine de devam etmişti.12. yüzyıldan itibaren Avrupa artık satmak için yeni mallara sahipti.Dokuma ve madeni eşya ihracatı artan ölçüde kereste*şap*ipek ve baharat ithalatı karşılığında kullanılmaya başlanırken*altın çıkışı daha küçük oranlara inmeye başladı.Akdeniz ticaretinin karakteri de değişti.Daha 12. yüzyılda üretimde bölgesel ihtisaslaşma Ortaçağ Avrupa ekonomisinin belirgin bir özelliği olmaya başlamıştı.Avrupa içinde önemli bir ticaret hareketi Kuzey Avrupa ile Güney Avrupa arasında cereyan ediyordu.Ortaçağ’da önemi giderek artan bir diğer ticaret alanı Kuzey denizleriydi.Bu ticarete Hansa adı altında örgütlenmiş Alman ticaret şehirleri hükmediyordu.Kuzey denizlerindeki ticarette Avrupa gelişmiş*İskandinavya ve Baltık Bölgesi ise gelişmekte olan bölge durumundaydı.Karolenj döneminde tüccarlar başta Suriyeliler ve Yahudiler olmak üzere yabancılardı.Tüccar sınıfı ayrıca şehirlerde siyasi güç tekeline de sahipti.
SANAYİ :
Ortaçağ toplumu esas olarak tarıma dayalıydı.Ancak sanayinin ekonomiye katkısı da önemliydi.Ortaçağ’da en geniş ve yaygın sanayi kolu dokumacılıktı.Kumaş Avrupa’da her ülkede*her bölgede ve hatta her evde imal ediliyordu.Yün yanında keten de başta Fransa ve Doğu Avrupa olmak üzere pek çok bölgede üretiliyordu.İpek ve pamuk üretimi ise İtalya ile Müslüman İspanya’sında toplanmıştı.Dokuma endüstrisine göre daha küçük*fakat ekonomik açıdan daha önemli bir sanayi kolu da metalurji ve onunla ilgili yan faaliyetlerdi.Diğer önemli bir sanayi kolu dericilikti.
AVRUPA’NIN COĞRAFİ ÖZELLİKLERİ :
Avrupa toprakları coğrafi farklılıklar gösteriyordu.Nehirlerin önemli bir kısmı gemiciliğe elverişli olduğundan ağır ve hacimli malların taşınabilmesi için önemli bir imkan sağlıyordu.Kuzey Batı Avrupa’nın kıyıları girintili çıkıntılı olup pek çok sayıda liman bulunmakta ve bu coğrafya denizciliği teşvik etmekteydi.Kuzey Avrupa maden kaynakları bakımından zengindi.Demir ve kömür iki önemli madendi.Kuzeybatı Avrupa’nın iklimi Akdeniz’den daha nemlidir.Yağışlar yıl içinde düzenli olarak dağılmıştır.Kışlar daha soğuk*yazlar ise daha sıcak olur.
ORTAÇAĞ AVRUPA TOPLUMU :
Ortaçağ’da Avrupa toplumu üç etkiye tabiydi.İlk etki Roma İmparatorluğu’nun mirasının etkisiydi.Bu etki kıtanın güney ve güneydoğu bölgelerinde daha belirgindi.İkinci etki Cermen istilacılarının etkileriydi.Bu etki kuzeyde daha belirgindi.Üçüncü etki evrensek kilise kurumlarından kaynaklanıyordu.Kilisenin etkisi din*politika ve ekonomide hissedilmekteydi.Roma İmparatorluğu döneminde medeni Avrupa Roma’nın egemenliği altında olan Akdeniz Avrupa’sı ile sınırlıydı.Toprakta komünal mülkiyet vardı.Hayvanlar özel mülkiyet altındaydı.Romalılarla hayvan ve köle karşılığında yürütülen lüks mallar ticareti Cermen aşiretlerinin süratli bir sosyal farklılaşma sürecine girmesine yol açtı.Kilise eğitimin tek merkeziydi.Pek çok manastır Ortaçağ’da aynı zamanda önemli tarım üretim merkezleriydi.
ORTAÇAĞ’IN EKONOMİK DÖNEMLERİ :
476 ile 1000 yılları arasındaki dönemde (Karanlık Çağ ya da Erken Ortaçağ) Avrupa siyasi ve ekonomik düşüş içindeydi.Bu dönemde Avrupa’da giderek feodal bir siyasi yapı ve malikaneler ekonomisi gelişti.1000 yıllarından başlayarak 14. yüzyılın başlarına kadar olan İleri Ortaçağ döneminde yaygın ve hızlı bir ekonomik kalkınma görüldü.Feodalizmin zirveye ulaştığı bu dönemde nüfus*zirai ve sınai üretim ve ticaret büyüdü;şehirler canlandı;kültürel bir patlama oldu.14. ve 15. yüzyıllardaki Geç Ortaçağ’da ekonomik bir kriz yaşandı.Büyük ölçekli malikane tarımının sanayinin ve uluslar arası ticaretin düştüğü bu dönemde nüfus da azaldı.Asiller arasındaki savaşlar ve yaygın köylü isyanları bu krizin siyasi göstergeleriydi.
İKİLİ VE ÜÇLÜ TARLA ROTASYONU :
Erken Ortaçağ’da Avrupa ikili tarla rotasyonunda tarlaların bir bölümüne kış ekimi yapılıyor*diğer bölümü ise üretkenliğini yeniden kazanabilmesi için boş bırakılıyor yani nadasa ayrılıyordu.Üçlü tarla rotasyonunda ise tarlalar üç ana kısma ayrılıyordu.
ORTAKLAŞA TARIM :
Sürüm*ekim*biçme ve harman zamanı her topluluk tarafından geleneklere*iklim şartlarına ve diğer faktörlere bağlı olarak düzenleniyordu.Tek tip ürün tartışmanın yapılması zorunluydu.Sistem herhangi bir yeniliğe kapalıydı.
ÇAYIR * KORULAR VE YERLEŞİM YERİ :
Çayır da tarlalar kadar önemliydi.Korular ise malikanenin çeşitli hayvanlarının yazın otlamasını sağlıyordu.Korulardan aynı zamanda yakacak odun ve inşaat kerestesi elde ediliyordu.Malikanenin dördüncü kısmı ise yerleşim merkeziydi.Yerleşim yeri tarlaların ortasında*su kaynağına yakın bir yerde ve köyü dış dünyaya bağlayan bir yolun üzerinde bulunuyordu.
MALİKANEDE SOSYAL YAPI :
Ortaçağ’da toprak üzerinde yaşayan insanlar arasında karışık bir sosyal ve hukuki farklılaşma vardı.Bu yapının alt tabakasını ise korunma ve adalet karşılığında mal ve hizmet üreten kölelerle*serfler ve hür köylüler meydana getiriyordu.Bir bütün işletmeye sahip olan her köylü rezervde genellikle haftada üç gün çalışmak ve bu iş için gerekli saban*öküz ve aletlerden kendi payına düşeni getirmek zorundaydı.Köylülerin angarya hizmetlerini düzenleme işi lord tarafından tayin edilen kahyalarca yürütülüyordu.Lord malikanedeki anlaşmazlıkları ve davaları görerek karara bağlayan ve cezaları tespit eden bir mahkeme toplardı.Para ya da ürün şeklinde verilen cezalar lorda ödenirdi.
REZERV : Lordun doğrudan yararlandığı topraklardır.
SANAYİ : Ortaçağın ilk yarısında sınai mamul mal üretimi sınırlıydı.
ORTAÇAĞ AVRUPA TOPLUMU :
Ortaçağ’da Avrupa toplumu üç etkiye tabiydi.İlk etki Roma İmparatorluğu’nun mirasının etkisiydi.Bu etki kıtanın güney ve güneydoğu bölgelerinde daha belirgindi.İkinci etki Cermen istilacılarının etkileriydi.Bu etki kuzeyde daha belirgindi.Üçüncü etki evrensek kilise kurumlarından kaynaklanıyordu.Kilisenin etkisi din*politika ve ekonomide hissedilmekteydi.Roma İmparatorluğu döneminde medeni Avrupa Roma’nın egemenliği altında olan Akdeniz Avrupa’sı ile sınırlıydı.Toprakta komünal mülkiyet vardı.Hayvanlar özel mülkiyet altındaydı.Romalılarla hayvan ve köle karşılığında yürütülen lüks mallar ticareti Cermen aşiretlerinin süratli bir sosyal farklılaşma sürecine girmesine yol açtı.Kilise eğitimin tek merkeziydi.Pek çok manastır Ortaçağ’da aynı zamanda önemli tarım üretim merkezleriydi.
ORTAÇAĞ’IN EKONOMİK DÖNEMLERİ :
476 ile 1000 yılları arasındaki dönemde (Karanlık Çağ ya da Erken Ortaçağ) Avrupa siyasi ve ekonomik düşüş içindeydi.Bu dönemde Avrupa’da giderek feodal bir siyasi yapı ve malikaneler ekonomisi gelişti.1000 yıllarından başlayarak 14. yüzyılın başlarına kadar olan İleri Ortaçağ döneminde yaygın ve hızlı bir ekonomik kalkınma görüldü.Feodalizmin zirveye ulaştığı bu dönemde nüfus*zirai ve sınai üretim ve ticaret büyüdü;şehirler canlandı;kültürel bir patlama oldu.14. ve 15. yüzyıllardaki Geç Ortaçağ’da ekonomik bir kriz yaşandı.Büyük ölçekli malikane tarımının sanayinin ve uluslar arası ticaretin düştüğü bu dönemde nüfus da azaldı.Asiller arasındaki savaşlar ve yaygın köylü isyanları bu krizin siyasi göstergeleriydi.
İKİLİ VE ÜÇLÜ TARLA ROTASYONU :
Erken Ortaçağ’da Avrupa ikili tarla rotasyonunda tarlaların bir bölümüne kış ekimi yapılıyor*diğer bölümü ise üretkenliğini yeniden kazanabilmesi için boş bırakılıyor yani nadasa ayrılıyordu.Üçlü tarla rotasyonunda ise tarlalar üç ana kısma ayrılıyordu.
ORTAKLAŞA TARIM :
Sürüm*ekim*biçme ve harman zamanı her topluluk tarafından geleneklere*iklim şartlarına ve diğer faktörlere bağlı olarak düzenleniyordu.Tek tip ürün tartışmanın yapılması zorunluydu.Sistem herhangi bir yeniliğe kapalıydı.
ÇAYIR * KORULAR VE YERLEŞİM YERİ :
Çayır da tarlalar kadar önemliydi.Korular ise malikanenin çeşitli hayvanlarının yazın otlamasını sağlıyordu.Korulardan aynı zamanda yakacak odun ve inşaat kerestesi elde ediliyordu.Malikanenin dördüncü kısmı ise yerleşim merkeziydi.Yerleşim yeri tarlaların ortasında*su kaynağına yakın bir yerde ve köyü dış dünyaya bağlayan bir yolun üzerinde bulunuyordu.
MALİKANEDE SOSYAL YAPI :
Ortaçağ’da toprak üzerinde yaşayan insanlar arasında karışık bir sosyal ve hukuki farklılaşma vardı.Bu yapının alt tabakasını ise korunma ve adalet karşılığında mal ve hizmet üreten kölelerle*serfler ve hür köylüler meydana getiriyordu.Bir bütün işletmeye sahip olan her köylü rezervde genellikle haftada üç gün çalışmak ve bu iş için gerekli saban*öküz ve aletlerden kendi payına düşeni getirmek zorundaydı.Köylülerin angarya hizmetlerini düzenleme işi lord tarafından tayin edilen kahyalarca yürütülüyordu.Lord malikanedeki anlaşmazlıkları ve davaları görerek karara bağlayan ve cezaları tespit eden bir mahkeme toplardı.Para ya da ürün şeklinde verilen cezalar lorda ödenirdi.
REZERV : Lordun doğrudan yararlandığı topraklardır.
SANAYİ : Ortaçağın ilk yarısında sınai mamul mal üretimi sınırlıydı.
GEÇİMLİK EKONOMİ
Üretimin esas olarak öz tüketim için yapıldığı*yaşam standardının temel ihtiyaçların ötesini karşılamadığı*marjinal prodüktivitenin çok düşük olduğu bir ekonomidir.
GENİŞLEME DÖNEMİNDE ROMA’DA İMALAT FAALİYETLERİ :
İmparatorlukta önemli sanayi dallarından biri taş ocağı işletmeciliğiydi.Diğer önemli bir sanayi kolu da madencilikti.Madenler*önemli ölçüde uzak mesafeli ticarete konu oluyordu.Diğer gelişmiş bir sanayi kolu çanak çömlek sanayisiydi.Önemli sanayi kollarından bir diğeri olan dokuma daha çok bir ev endüstrisi durumundaydı.Doğu eyaletleri zengin bir sınai geleneğe sahip mamul mal üreticisi bölgelerdi.Buna karşılık imparatorluğun Avrupa’daki batı eyaletleri daha çok hammadde yetiştiricisi bölgeler durumundaydı.Büyük şehirlerde aynı meslekten esnaf grupları loncalarda toplanmıştı.Collegia adı verilen bu dernekler ekonomik olmaktan çok sosyal amaçlı kuruluşlardı.
ROMA İMPARATORLUĞUNUN GERİLEMESİ VE ÇÖKMESİ :
Barbarların artan askeri yetenekleri Roma’nın mukayeseli üstünlüğünün azalmasına yol açıyordu.Askeri üstünlükteki bu nisbi düşüşle birlikte imparatorluğun masrafları da artmaktaydı.Harcamalar böylece artar ve vergi ihtiyacı yükselirken verginin kaynağı süratle aşınıyordu.İmparatorlukta bir işgücü kıtlığı da doğmuştu.İmparatorluk karşılaştığı bu problemlerin üstesinden gelebilmek için sonuçta ekonomiyi daha zor şartlara iten çeşitli tedbirlere başvurdu.İlk olarak artan gelir ihtiyacını karşılayabilmek için vergiler ağırlaştırıldı.İkinci olarak da paranın ayarıyla oynayarak değerini sürekli düşürdü.Sonuçta imparatorluk tamamen altın para sistemine geçti.Para değişim aracı olma fonksiyonunu önemli ölçüde kaybetti.
GENİŞLEME DÖNEMİNDE ROMA’DA İMALAT FAALİYETLERİ :
İmparatorlukta önemli sanayi dallarından biri taş ocağı işletmeciliğiydi.Diğer önemli bir sanayi kolu da madencilikti.Madenler*önemli ölçüde uzak mesafeli ticarete konu oluyordu.Diğer gelişmiş bir sanayi kolu çanak çömlek sanayisiydi.Önemli sanayi kollarından bir diğeri olan dokuma daha çok bir ev endüstrisi durumundaydı.Doğu eyaletleri zengin bir sınai geleneğe sahip mamul mal üreticisi bölgelerdi.Buna karşılık imparatorluğun Avrupa’daki batı eyaletleri daha çok hammadde yetiştiricisi bölgeler durumundaydı.Büyük şehirlerde aynı meslekten esnaf grupları loncalarda toplanmıştı.Collegia adı verilen bu dernekler ekonomik olmaktan çok sosyal amaçlı kuruluşlardı.
ROMA İMPARATORLUĞUNUN GERİLEMESİ VE ÇÖKMESİ :
Barbarların artan askeri yetenekleri Roma’nın mukayeseli üstünlüğünün azalmasına yol açıyordu.Askeri üstünlükteki bu nisbi düşüşle birlikte imparatorluğun masrafları da artmaktaydı.Harcamalar böylece artar ve vergi ihtiyacı yükselirken verginin kaynağı süratle aşınıyordu.İmparatorlukta bir işgücü kıtlığı da doğmuştu.İmparatorluk karşılaştığı bu problemlerin üstesinden gelebilmek için sonuçta ekonomiyi daha zor şartlara iten çeşitli tedbirlere başvurdu.İlk olarak artan gelir ihtiyacını karşılayabilmek için vergiler ağırlaştırıldı.İkinci olarak da paranın ayarıyla oynayarak değerini sürekli düşürdü.Sonuçta imparatorluk tamamen altın para sistemine geçti.Para değişim aracı olma fonksiyonunu önemli ölçüde kaybetti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)